Mayıs282012
[Flash 9 is required to listen to audio.]

İndir

Mayıs222012
Anlamak, tahammul edemediklerimize bile kizmamak demek “buyumek” , “olgunlasmak” demek mi yoksa “icine donmek” ve “elini etegini cekmek” anlamina mi geliyordu, cevap 
veremiyorum.


Alismak ya da kabul etmek kavramlari tam da bu noktada degerlerine deger katarken, yine de icimde cocuk kalmis taraf sek sek oynamayi tercih edermis gibi,( daha cok saklambac) o konudan otekine zipzip ilerliyordu, cevap veremeyecegim bir soru gozlerime dimdik bakislarinin yaninda, disleri ve dilinin arasindan firlayip  kulaklarima kadar gelecek diye, korkudan.

Boyle kendi icimizde yasadigimiz tarifi kucuk, hissettirdikleri kocaman savaslar sonrasi ne yazik ki ( ya da iyi ki!?) ayni kalamiyoruz. Kalamiyoruz, cunku her savas trajiktir ve icinde kayiplar barindirir. 

Ve belki de tamda bu gazi halimizle, “cok iyi” gorunmek , daha dogrusu gorunmeye calismak, en basarili rolumuz hayatta bu vakte kadar oynadigimiz.

Anlamak, tahammul edemediklerimize bile kizmamak demek “buyumek” , “olgunlasmak” demek mi yoksa “icine donmek” ve “elini etegini cekmek” anlamina mi geliyordu, cevap
veremiyorum.


Alismak ya da kabul etmek kavramlari tam da bu noktada degerlerine deger katarken, yine de icimde cocuk kalmis taraf sek sek oynamayi tercih edermis gibi,( daha cok saklambac) o konudan otekine zipzip ilerliyordu, cevap veremeyecegim bir soru gozlerime dimdik bakislarinin yaninda, disleri ve dilinin arasindan firlayip kulaklarima kadar gelecek diye, korkudan.

Boyle kendi icimizde yasadigimiz tarifi kucuk, hissettirdikleri kocaman savaslar sonrasi ne yazik ki ( ya da iyi ki!?) ayni kalamiyoruz. Kalamiyoruz, cunku her savas trajiktir ve icinde kayiplar barindirir.

Ve belki de tamda bu gazi halimizle, “cok iyi” gorunmek , daha dogrusu gorunmeye calismak, en basarili rolumuz hayatta bu vakte kadar oynadigimiz.

Mayıs142012

Yapabilecegimiz birsey kalmadigini dusundugumuz zamanlarda bile aslinda farkinda olmadan ne cok sey yaptigimizi farkettigimiz yer orasi.

Oyle sarkilarda ki ” rengi baska, tadi baska…baska turlu birsey…” gibi degil, ama bilincaltimizda bize sinirlar koyan bir ufuk cizgisinin olmadigini kanitlayan, var ise bile, yok eden bir yer. Kimlik kazanmaya ve kazandirmaya calismadan kimseye, oylesine konusur gibi konusurken.
Neye mal olursa olsun yasadigin her dakikadan zevk almaya baslamaya kendi kendine rutubet kokulu apartmanin, ahsap merdivenlerini inerken cikan gicirtilar esliginde soz verirsin. Belki biraz daha zalimlesmene neden olur bu karar , otekileri bilmem ama, senin icin iyi olur, cok iyi olur hemde.
Adam cok baskaydi, yazdigi gibi hatir hutur konusuyordu. Ve boyle bir anda neden hayranlik duydugunu anlarsin iste. Kafanda hayalini kurdugun ile karsinda duran birbirine benziyorsa, boyle bir karsilasma sonrasi, artik bir suru seyden korkmucaksin gibi gelir.Nadiren korkarsin ama. Ama nadiren. 

Hicbir ifadesinin sebepsiz yere benligimizin en ucra koselerine kadar etkilemeyecegini ogreneli yillar olmustu ama , elle tutulur pek bir kanitimiz yoktu.

Ve kendi kendime dedim ki, bir tanri varsa sayet, su an ona en cok yakin oldugum yerdeyim. Ve lutfen hafizami kaybetmeme asla ve asla izin vermesin cunku kulagimda ki bu sehrin ve fransizca sarkilar soyleyen kadin vokallerin seslerini asla unutmak istemem. Bisikletimden seneler sonra ellerimi biraktigim o an ve ruzgarida… Sanki kendimi dunyanin disina bir yerlere kilitlemisim, duygularim icimde o kadar ileri gidiyorlar ki, an gelecek butun damarlarim patlayacak diye korkuyorum. Neyin huzuru bu, tam cevabimi veremezken , dili olmayan herseye birer dil verip, benimle cene calmalarini isteyip , sonra kafami sisirene kadar onlar konusmaya devam ediyorum. Oturup saatlerce uzerinde dusunuyorum birilerinin ve birseylerin. Soz hakki veriyourm ve bazen sadece sessizliklerini dinleyip kafamda bir suru senaryolar kuruyorum haklarinda. Keskin kenarlari olan herseyi, es geciyorum. Ve bu bana cok iyi geliyor.

O yer. tasvir edip, tarif etmedigim o yer. O yer, tanriya en yakin oldugum yer. Dedigim gibi varsa eger. 

Orada sakladim butun paramparca olmus halde vucuduma yapismis umutlarimi, hayallerim ve hayal kirikliklarimi. Emanet ettim birilerine orada ki. Onlar cirpinip , cikmaya calistikca oradan, beni acittikca onlar, ben ittim,zincirledim ve kapattim. Bazen ellerimi titrettiler bazen ansizin kostum degistirip goz yaslarina burunduler. Yuzsuz insanlar gibiydiler, ben ittikce, bir yerlerden cikmaya calistilar. Ama o yer, dedigim gibi, bir miknatis gibi kendine dogru cekti herseyi ve bir daha yuzeye cikmamalari icin cok agir konustu onlarla, ciksalar bile artik, ne gozyasi olabiliyorlar ne de titrek eller…

Yapabilecegimiz birsey kalmadigini dusundugumuz zamanlarda bile aslinda farkinda olmadan ne cok sey yaptigimizi farkettigimiz yer orasi.

Oyle sarkilarda ki ” rengi baska, tadi baska…baska turlu birsey…” gibi degil, ama bilincaltimizda bize sinirlar koyan bir ufuk cizgisinin olmadigini kanitlayan, var ise bile, yok eden bir yer. Kimlik kazanmaya ve kazandirmaya calismadan kimseye, oylesine konusur gibi konusurken.

Neye mal olursa olsun yasadigin her dakikadan zevk almaya baslamaya kendi kendine rutubet kokulu apartmanin, ahsap merdivenlerini inerken cikan gicirtilar esliginde soz verirsin. Belki biraz daha zalimlesmene neden olur bu karar , otekileri bilmem ama, senin icin iyi olur, cok iyi olur hemde.

Adam cok baskaydi, yazdigi gibi hatir hutur konusuyordu. Ve boyle bir anda neden hayranlik duydugunu anlarsin iste. Kafanda hayalini kurdugun ile karsinda duran birbirine benziyorsa, boyle bir karsilasma sonrasi, artik bir suru seyden korkmucaksin gibi gelir.Nadiren korkarsin ama. Ama nadiren. 

Hicbir ifadesinin sebepsiz yere benligimizin en ucra koselerine kadar etkilemeyecegini ogreneli yillar olmustu ama , elle tutulur pek bir kanitimiz yoktu.

Ve kendi kendime dedim ki, bir tanri varsa sayet, su an ona en cok yakin oldugum yerdeyim. Ve lutfen hafizami kaybetmeme asla ve asla izin vermesin cunku kulagimda ki bu sehrin ve fransizca sarkilar soyleyen kadin vokallerin seslerini asla unutmak istemem. Bisikletimden seneler sonra ellerimi biraktigim o an ve ruzgarida… Sanki kendimi dunyanin disina bir yerlere kilitlemisim, duygularim icimde o kadar ileri gidiyorlar ki, an gelecek butun damarlarim patlayacak diye korkuyorum. Neyin huzuru bu, tam cevabimi veremezken , dili olmayan herseye birer dil verip, benimle cene calmalarini isteyip , sonra kafami sisirene kadar onlar konusmaya devam ediyorum. Oturup saatlerce uzerinde dusunuyorum birilerinin ve birseylerin. Soz hakki veriyourm ve bazen sadece sessizliklerini dinleyip kafamda bir suru senaryolar kuruyorum haklarinda. Keskin kenarlari olan herseyi, es geciyorum. Ve bu bana cok iyi geliyor.

O yer. tasvir edip, tarif etmedigim o yer. O yer, tanriya en yakin oldugum yer. Dedigim gibi varsa eger. 

Orada sakladim butun paramparca olmus halde vucuduma yapismis umutlarimi, hayallerim ve hayal kirikliklarimi. Emanet ettim birilerine orada ki. Onlar cirpinip , cikmaya calistikca oradan, beni acittikca onlar, ben ittim,zincirledim ve kapattim. Bazen ellerimi titrettiler bazen ansizin kostum degistirip goz yaslarina burunduler. Yuzsuz insanlar gibiydiler, ben ittikce, bir yerlerden cikmaya calistilar. Ama o yer, dedigim gibi, bir miknatis gibi kendine dogru cekti herseyi ve bir daha yuzeye cikmamalari icin cok agir konustu onlarla, ciksalar bile artik, ne gozyasi olabiliyorlar ne de titrek eller…

Mayıs92012

Koskoca bir sessilikten, hayatimizin en onemli kararini verecegimiz o cok yakin ve cok zor zamandan hemen once.

Yepyeni bir dunya kurmak olacak neye karar verersek verelim. Kurmaya calistigim dunyam icin onayina ihtiyac duymuyorum kimsenin , lakin ,  o dunyanin icinde olmasi gereken ama gittikce uzaklasan, her saniye kuculen biri -ufuktan baktigimda ben-.  

Diyordum ki, bu yepyeni dunyamda olmazsa, bu dunya biraz yarim kalacak, sana-bana-ona ve herkese bu dunyaya girip cikacak, yazik olacak.

Mayıs62012
Bir daha geri donmeyecek olanlarin kararli ve hizla yollarinda ilerlemelerinde korkulacak bir sey yok. Yok cunku ne o karardan ne o yoldan donmez arkasina bakmadan, gormeden ve nankorlukten iliklerine kadar camura batmis, balcik dolu olan giden. 
Korkulacak yani olan, korkmak degil belki de , “yazik” taraf olan, giderken icli icli habire arkadasina donup bakan. Bakiyor mu , kosuyor mu bana dogru acaba diye icinde ki kafasini gozunu kirdigim umudu olduremeyen. 
Bir seyleri hep biraktik. Yasimiz buyudukce, biraktik. Daha 9 ay i doldurur doldurmaz bile anne karnini terkettik. Yazlari yasadigimiz sehirleri… Hep terkettik ,hep terkettik ama yas kac olursa olsun, yasanmislik, yatmislik, kalkmislik, yemislik, icmislik ve ne kadar tuketmis olursak olalim terkettigimiz seyi, izlerini tasidik uzerimizde, bazen tekrar o yolu bulabilmek icin, ceplerimizde, cakil taslari misali. 

Bir daha geri donmeyecek olanlarin kararli ve hizla yollarinda ilerlemelerinde korkulacak bir sey yok. Yok cunku ne o karardan ne o yoldan donmez arkasina bakmadan, gormeden ve nankorlukten iliklerine kadar camura batmis, balcik dolu olan giden. 

Korkulacak yani olan, korkmak degil belki de , “yazik” taraf olan, giderken icli icli habire arkadasina donup bakan. Bakiyor mu , kosuyor mu bana dogru acaba diye icinde ki kafasini gozunu kirdigim umudu olduremeyen. 

Bir seyleri hep biraktik. Yasimiz buyudukce, biraktik. Daha 9 ay i doldurur doldurmaz bile anne karnini terkettik. Yazlari yasadigimiz sehirleri… Hep terkettik ,hep terkettik ama yas kac olursa olsun, yasanmislik, yatmislik, kalkmislik, yemislik, icmislik ve ne kadar tuketmis olursak olalim terkettigimiz seyi, izlerini tasidik uzerimizde, bazen tekrar o yolu bulabilmek icin, ceplerimizde, cakil taslari misali. 

Nisan292012
[Bu videoyu izlemek için Flash 10 gerekmektedir]

Cok isteyipte yapamadigim seylerden biride tezimi bitirmek. Yapamiyorum. Tezime odaklanamiyorum. Johnny ve guzel pencerem sahip oldugum tum konsantrasyonumu alip, goturuyor.

Nisan282012

“Pies para que los quiero, si tengo alas para volar” Frida Kahlo.  Quiero volver allá !!

Nisan252012
Her yere dagildim, her yerde dunyada, kendimden cokca onemli seyler biraktim, bir yerde kendimi biraktim. Neyi sevdiysem, istediysem pesinden gitmekten hic gocunmadim, yerlebir olmaktan korkmadim. Bir kere oldumda. Ama kimilerine gore akillanmadim, bana gore ise hala Kafka nin etkisinden dolayi olsa gerek ya ertesi gun yatagimda bir bocek olarak uyanirsam ve bugun insan halimle son gunum ise diye dusunerek, hep , herseye acele ettim. Iyi ki de ettim. Cunku erken varolmak, gec kalmaktan her zaman daha az can acitir. 
Ben yeni yeni ben oldugum icin, tabi ki gecmisle hesaplasmalarimda tonlarca agirlikta, fakat tek bir tanesi icin keske diyebilip, dogru zamani aslinda simdiymis, keske simdi gelseymis diyorum, geri kalan hersey icin ise ‘tecrube’ diyebiliyorum soguk soguk.
Lakin sadece bunca yildir anlayamayip, kacma cesaretini nedense yeni buldugum insan turlerinin sadece biri, kiskanclik ve ikiyuzlulugun birbirine en cilginca sekilde karismis halini bunyesinde sonuna kadar inatla ve inancla barindiran o cirkin tur. Iste bu turden, anlayabildiklerimi kovdugum gibi cevremden, ustlerinde hala ‘Nasil olur ya?’ diye dusunup durup az olmayan vakit kayiplarimda yok degil.
Yanilgilarim milyonlarca olabilir ama ote yandan hala kendi fikirlerim, ozlemlerim, umutlarim ve hayallerim oldugu icin, her gun ne kadar sansli oldugumu dusunuyorum. O nun yanimda olmamasina ragmen. Bir de O olsaydi…Onunla paylasabilseydim sunlari, bir sigaranin ve bir aci kahvenin belini kirabilip, savunma mekanizmalarindan siyirtabilip onu, oldugu gibi nasil delice tutkulu sevdigimi, ozledigimi anlatabilseydim…Anlattim da aslinda, ama dedigim gibi, her yerde birseyler biraktigim icin, hep gitmem gerekti ve hep gittim. Geri dondum, buldum-bulamadim o ayri ama gittigim icin kazandiklarim kadar cok olmasada, yabana atilmayacak kayiplarimda var. Tabi ki var.

Her yere dagildim, her yerde dunyada, kendimden cokca onemli seyler biraktim, bir yerde kendimi biraktim. Neyi sevdiysem, istediysem pesinden gitmekten hic gocunmadim, yerlebir olmaktan korkmadim. Bir kere oldumda. Ama kimilerine gore akillanmadim, bana gore ise hala Kafka nin etkisinden dolayi olsa gerek ya ertesi gun yatagimda bir bocek olarak uyanirsam ve bugun insan halimle son gunum ise diye dusunerek, hep , herseye acele ettim. Iyi ki de ettim. Cunku erken varolmak, gec kalmaktan her zaman daha az can acitir. 

Ben yeni yeni ben oldugum icin, tabi ki gecmisle hesaplasmalarimda tonlarca agirlikta, fakat tek bir tanesi icin keske diyebilip, dogru zamani aslinda simdiymis, keske simdi gelseymis diyorum, geri kalan hersey icin ise ‘tecrube’ diyebiliyorum soguk soguk.

Lakin sadece bunca yildir anlayamayip, kacma cesaretini nedense yeni buldugum insan turlerinin sadece biri, kiskanclik ve ikiyuzlulugun birbirine en cilginca sekilde karismis halini bunyesinde sonuna kadar inatla ve inancla barindiran o cirkin tur. Iste bu turden, anlayabildiklerimi kovdugum gibi cevremden, ustlerinde hala ‘Nasil olur ya?’ diye dusunup durup az olmayan vakit kayiplarimda yok degil.

Yanilgilarim milyonlarca olabilir ama ote yandan hala kendi fikirlerim, ozlemlerim, umutlarim ve hayallerim oldugu icin, her gun ne kadar sansli oldugumu dusunuyorum. O nun yanimda olmamasina ragmen. Bir de O olsaydi…Onunla paylasabilseydim sunlari, bir sigaranin ve bir aci kahvenin belini kirabilip, savunma mekanizmalarindan siyirtabilip onu, oldugu gibi nasil delice tutkulu sevdigimi, ozledigimi anlatabilseydim…Anlattim da aslinda, ama dedigim gibi, her yerde birseyler biraktigim icin, hep gitmem gerekti ve hep gittim. Geri dondum, buldum-bulamadim o ayri ama gittigim icin kazandiklarim kadar cok olmasada, yabana atilmayacak kayiplarimda var. Tabi ki var.

(Kaynak: casadefrida)

Nisan12012

Kamelya.

Yatagimin her yeri kamelyalarla doluydu ve bu hikayede bas karakter bendim. Ve bir suru yardimci kadin karakterler, bir saniye bile tereddut etmeden elinin tersiyle ittigi, sayilarinin cok fazla olduklarindan baska hic birsey bilmedigimiz, ama hikayemizi sayelerinde capcanli tuttugumuz. yardimci erkek karakterin olmadigi bu hikayede sasilacak hic birsey yoktu. Cunku ben ne oldugunu anlamadan kocaman olmusum ve once ki herkesi, yardimci erkek karakterine oturtamayacak kadar bile, gulerek-cocukluk olarak aniyordum. Benim en guzel hikayelerim, aklimin basimda oldugu simdilerim. Simdilik. Ve her hikaye gibi, bu hikayede bitmeliydi. Ve bitti. Kamelyalar, hep en sevdiklerim olacaklar. ne guzellerdi, ne guzeller.

Mart132012

Kac kisiye “Gorusuruz.” dedikten sonra verdigimiz sozu tutamadik ve gorusemedik?

Bende mi yanimdan oylesine gecip giden insanin ici yaniyorsa, onun acisini anlayamiyorum ve siritacak bir bok varmis gibi adamla alay eder gibi siritip geciyorum ya da daha acinasi halde olup butun “klasik insanlik”imi takinip, siritmiyorum bile? Neden acisini anlayip, sarilmiyorum,  ”-gececek.” diyemiyorum? Cunku bugun ben yururken ve icim cok acirken, etrafimda olan ve yanimdan gelip gecen insanlar, kocaman caddeler ve sokaklarda ki insanlar beni anlamadilar.Kimisi telefonuyla, kimisi yanindakiyle kimisi ise kafasindakiyle mesguldu ve sonuc olarak hicbiri beni anlamadi. Benimde simdiye kadar yanimdan gelip gecen yabanci ama ici aciyan insanlari anlamadigim gibi.

Neden bugun dunyanin ote ucunda, cok sevdigim bir insani sonsuzluga ugurlarken, yaninda olmam gerekenlerin yaninda olamayip- burda tek basima ona son bir defa el sallayip, ” gittigin yer her neresi ise, orasi artik daha degerli,sen oradasin ve orada cok iyi ol. Seni tanimak harikaydi. ” derken, annemin kucaginda tasindigim zamanlarda bile yanimdan gecen ve anlamadigim, ici yanmaktan kul olmus insanlardan ozur diliyorum.

Mart22012
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Farkinda olmadan yaptigimiz zamaninin luzumsuz, simdinin luzumlu diyebilecegimiz bazi hareketler,

yapi taslari oluyorlar onlar. (sonrasinda savaslarin)

Farketmeden, her sabah,ogle ve aksam (ve arada ki tum minik) ogunlerimden once dua eder olmusum. Sik sik kendimi yalvarirken yakaliyorum. Kime ettigimi bilmeden, nereye gittigini o dileklerin-yalvarislarin…inancsizligimda iliklerine kadar korku icinde, kaybetme paniginden titreyen ellerimle ne kadar siki tutmaya calismissamda, bir o kadarda hic birsey yapmiyorum aslinda. Cunku her sey geldigi ve gittigi, kazandigimiz ve kaybettigimiz zaman canli kaliyor. 

O yuzden ellerimiz ates gibi, ve bu sarki bu zamanlarda dinlenmesi en keyifli olan.

(10 plays)
Şubat272012

Bu yazi askla ilgili degil kesinlikle!

Sesim cikmiyor ve oturdugum yerden kipirdayamiyorum. Ayaklarim, haydi kos diye emir gonderen beynime dil cikarircasina, yapismis gibi olduklari yere. O dilde bildigim, her kelimeyi unutuyorum. Nefes almak nasil oluyor bazen kafam bu konu uzerine cok karisiyor. unutuyorum !

“Ask”  farketmediyseniz simdiye kadar, farkindaliginizin zamanidir belki, ‘ask’ basli basina komik bir laf. Tarif edilen guzel duygular ve bu komik “ask” sozcugu iyi bir kombine degil. Tekrar etme geregi duyuyorum : Bu bir ask yazisi degil. Cunku ‘ask’ komik bir kelime.

umrumda degil. Ki zaten biz beraberken, gozleri, ah, beni annemden dogdugum saniyeden alip, ellerim kirismis ve birkac tane harikulade torun sahibi olan bir buyukanne halime kadar hapsediyor. 
Ben uyusuyorum. Oyle guzel bakiyor ki bana, ben derste ogrendigimiz butun hastaliklarin kaynagi oluveriyorum. Hastalaniyorum. Ellerimi yanaklarimdan alamiyorum ve o hep guluyor. Cunku o kadar yumusak ki, ben hep ellerimle, yuzumun onun degdigi yerleri severken buluyorum kendimi, yumusuyor hersey onunla, O beni boyle goruyor, cok gariptir ki ben ‘ben’ olmaktan cikmiyorum, ben ‘asil’ ben oluyorum onunlayken, oldugum gibi oluyorum, azicik daha kirmizi normalden… biliyor.
 Daha once kimse bana boyle derin bakmadi,  yapma, diyemiyorum. Yapma cunku ben biraz dengesizim, huysuz oldugum da soylenir, saatlerce en sikici buldugum kitabi okumayi bile saatlerce senin yaninda olmaya tercih edebilicek ruh hallerine burunurum sik sik ve bu seni, otekiler gibi, hemcinslerin gibi sinir etmez, sen bu halimede gulersin benim. Cunku biz hic konusmuyoruz, biz hep guluyoruz. Biz hic konusmadan, hep guluyoruz. 

Cok uzun surdu. dedi.

orumcek aglari cok saglammis diye duydum, etrafim o aglarla sarili. Istemeden istemeden seni uzerim diye korkuyorum, ben yorulurum. Istemeden. Yok yere uzuluruz simdi, Diyemiyorum. Diyemiyorum cunku ben pek konusamiyorum. Diyemiyorum cunku ben onunla, kimseyi hissetmiyorum. Ondan baska, herkes sihir yapilmis gibi,
yanibasimizdan,
onumuzden,
arkamizdan,
hayatimizdan…siliniyorlar. 
Konusamiyorum cunku ben bakinca, O bana bakinca, konusamiyoruz. Ben, guluyorum. Hep guluyorum. O da. Guluyor. Olur, olmaz kafa yormuyorum. Ilk defa, an yasamak ne ise, onu yapiyorum, yapabiliyorum. Biz onunla, anlar paylasiyoruz. Hersey, olmasi gerektigi gibi. 
Evet hayat cok kisa, ama yapacak daha cok fazla sey var. O yuzden, hemen bitemez. 

hic evden cikmadan bir seyler yazsam, cizsem, ceksem, bestelesem bile, anoreksik beynim ve yeterli kahve stogumun kombinesi oturur, bekleriz. “- Biz psikanalist olmusuz.” ile baslayip renkli renkli hayaller kurup, bir kac kedi, nota, insan serpistirip icine, en guzel tuvallari en dandik boyalarla yine ve yine mahfedip ama sonunda en guzel resmim olurmus guya yaptigim, hediye ederim.
Cunku ” seven yok artik, gulleri…”

Bu yazi askla ilgili degil kesinlikle!

Sesim cikmiyor ve oturdugum yerden kipirdayamiyorum. Ayaklarim, haydi kos diye emir gonderen beynime dil cikarircasina, yapismis gibi olduklari yere. O dilde bildigim, her kelimeyi unutuyorum. Nefes almak nasil oluyor bazen kafam bu konu uzerine cok karisiyor. unutuyorum !

“Ask”  farketmediyseniz simdiye kadar, farkindaliginizin zamanidir belki, ‘ask’ basli basina komik bir laf. Tarif edilen guzel duygular ve bu komik “ask” sozcugu iyi bir kombine degil. Tekrar etme geregi duyuyorum : Bu bir ask yazisi degil. Cunku ‘ask’ komik bir kelime.

umrumda degil. Ki zaten biz beraberken, gozleri, ah, beni annemden dogdugum saniyeden alip, ellerim kirismis ve birkac tane harikulade torun sahibi olan bir buyukanne halime kadar hapsediyor. 

Ben uyusuyorum. Oyle guzel bakiyor ki bana, ben derste ogrendigimiz butun hastaliklarin kaynagi oluveriyorum. Hastalaniyorum. Ellerimi yanaklarimdan alamiyorum ve o hep guluyor. Cunku o kadar yumusak ki, ben hep ellerimle, yuzumun onun degdigi yerleri severken buluyorum kendimi, yumusuyor hersey onunla, O beni boyle goruyor, cok gariptir ki ben ‘ben’ olmaktan cikmiyorum, ben ‘asil’ ben oluyorum onunlayken, oldugum gibi oluyorum, azicik daha kirmizi normalden… biliyor.

 Daha once kimse bana boyle derin bakmadi,  yapma, diyemiyorum. Yapma cunku ben biraz dengesizim, huysuz oldugum da soylenir, saatlerce en sikici buldugum kitabi okumayi bile saatlerce senin yaninda olmaya tercih edebilicek ruh hallerine burunurum sik sik ve bu seni, otekiler gibi, hemcinslerin gibi sinir etmez, sen bu halimede gulersin benim. Cunku biz hic konusmuyoruz, biz hep guluyoruz. Biz hic konusmadan, hep guluyoruz. 

Cok uzun surdu. dedi.

orumcek aglari cok saglammis diye duydum, etrafim o aglarla sarili. Istemeden istemeden seni uzerim diye korkuyorum, ben yorulurum. Istemeden. Yok yere uzuluruz simdi, Diyemiyorum. Diyemiyorum cunku ben pek konusamiyorum. Diyemiyorum cunku ben onunla, kimseyi hissetmiyorum. Ondan baska, herkes sihir yapilmis gibi,

yanibasimizdan,

onumuzden,

arkamizdan,

hayatimizdan…siliniyorlar. 

Konusamiyorum cunku ben bakinca, O bana bakinca, konusamiyoruz. Ben, guluyorum. Hep guluyorum. O da. Guluyor. Olur, olmaz kafa yormuyorum. Ilk defa, an yasamak ne ise, onu yapiyorum, yapabiliyorum. Biz onunla, anlar paylasiyoruz. Hersey, olmasi gerektigi gibi. 

Evet hayat cok kisa, ama yapacak daha cok fazla sey var. O yuzden, hemen bitemez. 

hic evden cikmadan bir seyler yazsam, cizsem, ceksem, bestelesem bile, anoreksik beynim ve yeterli kahve stogumun kombinesi oturur, bekleriz. “- Biz psikanalist olmusuz.” ile baslayip renkli renkli hayaller kurup, bir kac kedi, nota, insan serpistirip icine, en guzel tuvallari en dandik boyalarla yine ve yine mahfedip ama sonunda en guzel resmim olurmus guya yaptigim, hediye ederim.

  • Cunku ” seven yok artik, gulleri…”
Şubat202012

” Buyuk bedeller odedim, bana cok pahaliya patladilar ama beraberinde cok daha gorkemli kazanclarim oldu. Kuslar gibi, nerede usuduysem, isinabilmek icin yeni yerlere gittim ama gercek hayatta bir insan oldugumdan ben gittigim ve isindigim her yere, soguk yerlerden edindiklerimide cebimde tasidim. Bedeller pahaliydilar ama neyim var neyim yoksa , hepsinin altinda bu kaybettiklerim, belki de kazandiklarim…“ 

Direk fransizca halini yazip, tezimin ilk cumlesi olarak ve sahane bir bicimde tum bunlari Freud a baglayarak, cok ani olmayan ama uzerinde fazla da dusunulmemis bir hareketle, tez konumu degistirdim. Simdi hersey, hayatimda ki gibi, yerli yerinde. Hissettiklerim ise cok yabanci oldugum, yepyeni bir huzur. Anlatamadigim.

Buyuk bedeller odedim, bana cok pahaliya patladilar ama beraberinde cok daha gorkemli kazanclarim oldu. Kuslar gibi, nerede usuduysem, isinabilmek icin yeni yerlere gittim ama gercek hayatta bir insan oldugumdan ben gittigim ve isindigim her yere, soguk yerlerden edindiklerimide cebimde tasidim. Bedeller pahaliydilar ama neyim var neyim yoksa , hepsinin altinda bu kaybettiklerim, belki de kazandiklarim…“ 

Direk fransizca halini yazip, tezimin ilk cumlesi olarak ve sahane bir bicimde tum bunlari Freud a baglayarak, cok ani olmayan ama uzerinde fazla da dusunulmemis bir hareketle, tez konumu degistirdim. Simdi hersey, hayatimda ki gibi, yerli yerinde. Hissettiklerim ise cok yabanci oldugum, yepyeni bir huzur. Anlatamadigim.

Şubat82012
4 dil, icimde yasadilarimi anlatmama yardim edemiyor.

4 dil, icimde yasadilarimi anlatmama yardim edemiyor.

Ocak162012
Uyumak hala nobet olarak yapilan en sahici eylem olarak devam etmekte- hala vakit yok - hala kitaplar ve sayfalar ve calisilmayi bekleyen bir suru ders notlari… Butun ilaclarin isim-islev-grup-etki-yan etki vb. ozelliklerini hizlica ezberledim ki toplam iki elin parmagi kadar dakika verilecek ders arasinda, cayimin yaninda afiyetle kitabima gomulebiliyim- kaybolabiliyim azicik diye.IYI KI okudugum bu guzelligi size de sunuyorum efendim. 

” Fakat boyle olmayacagini da gayet iyi biliyordum. Hayatimizin , bir takim ehemmiyetsiz teferruatin oyuncagi oldugunu, cunku asil hayatin teferruattan ibaret bulundugunu goruyorum. Bizim mantigimizla hayatin mantigi asla birbirine uymuyordu. Bir kadin, trenin penceresinden disari bakabilir, bu sirada gozune bir komur parcasi kacar, o ehemmiyet vermeden bunu ovusturur ve bu minimini hadise dunyanin en guzel gozlerinden birini kor edebilirdi. Yahut bir kiremit, hafif bir ruzgarla yerinden oynayarak, devrin gipta ettigi bir kafayi parcalayabilirdi. Goz mu muhim komur parcasi mi, kiremit mi muhim kafa mi, diye dusunmek nasil aklimiza gelmiyorsa ve butun bunlari nasil hic mutalaa yurutmeden kabule mecbursak, hayatin daha baska turlu bircok cilvelerine de ayni tevekkulle katlanmaya macburduk. “ 

                                         Kurt Mantolu Madonna - Sabahattin Ali.

Uyumak hala nobet olarak yapilan en sahici eylem olarak devam etmekte- hala vakit yok - hala kitaplar ve sayfalar ve calisilmayi bekleyen bir suru ders notlari… Butun ilaclarin isim-islev-grup-etki-yan etki vb. ozelliklerini hizlica ezberledim ki toplam iki elin parmagi kadar dakika verilecek ders arasinda, cayimin yaninda afiyetle kitabima gomulebiliyim- kaybolabiliyim azicik diye.IYI KI okudugum bu guzelligi size de sunuyorum efendim. 

” Fakat boyle olmayacagini da gayet iyi biliyordum. Hayatimizin , bir takim ehemmiyetsiz teferruatin oyuncagi oldugunu, cunku asil hayatin teferruattan ibaret bulundugunu goruyorum. Bizim mantigimizla hayatin mantigi asla birbirine uymuyordu. Bir kadin, trenin penceresinden disari bakabilir, bu sirada gozune bir komur parcasi kacar, o ehemmiyet vermeden bunu ovusturur ve bu minimini hadise dunyanin en guzel gozlerinden birini kor edebilirdi. Yahut bir kiremit, hafif bir ruzgarla yerinden oynayarak, devrin gipta ettigi bir kafayi parcalayabilirdi. Goz mu muhim komur parcasi mi, kiremit mi muhim kafa mi, diye dusunmek nasil aklimiza gelmiyorsa ve butun bunlari nasil hic mutalaa yurutmeden kabule mecbursak, hayatin daha baska turlu bircok cilvelerine de ayni tevekkulle katlanmaya macburduk. “ 

                                         Kurt Mantolu Madonna - Sabahattin Ali.

← Daha eski girdiler 4 sayfadan 1. sayfa